13 Haziran 2008 Cuma

ilginç olaylar

1)Ayni sirkete ait iki otobüs yolda karsilasti, söferler ellerini birakip selamlastilar 52 kisi öldü. (MUGLA)
2)Odun kesmek için agaca çikan adam Nasreddin Hoca fikrasinda ki gibi oturdugu dali kesince dalla birlikte yere çakildi. Hastahanede öldü.(ANTALYA)
3)Bir anne yağmur girmemesi için bacayi tikadi duman çikamayinca evin içine karbonmonoksit gazi doldu.Anne ve bir oglu öldü, 3 yavru komada.(ISTANBUL)
4)Asabi çoban ot yemeyen koyunu tüfeğin dipçiliyle dövmeye başladı. Tüfek Ateş aldı çoban öldü.(BITLIS)
5)Duvarı yıkıp iki odayı tek oda yapmak isteyen adam isi abarttı. Duvar için kazma yerine dinamit kullandı. Mahalleyi havaya uçurdu, yaralandı.(LÜLEBURGAZ)
6)Şaşkın köylü 3 katli evin terasında buzağı beslemeye başladı. Buzağı bir süre sonra 250 kiloluk dev bir inek oldu. Inegi vinçle indirdiler.( ISTANBUL)

ilginç bilgiler

-ileri doğru bir adim atıldığında, insan vücudundaki 54 kas çalışır
-Vücudumuzdaki tüm damarları uç uca ekleseniz 19 bin 200 kilometre eder
-Günde 24 saat sayı saysanız, 1 trilyona ulaşmanız 31 bin 688 yıl alır
-İnsanın kalça kemiği betondan daha sağlamdır kırılması zor
-Kedilerin beyninde 32 adet kas vardır.
-Kelebekler ayaklarıyla tat alırla
-Ortalama bir pire, kendi büyüklüğünün 150 katı yüksekliğe zıplayabiliyor. Bu oranı -tutturmak için bir insanin yaklaşık 30 metre zıplaması gerekli.
-Beethoven beste yapmadan önce kafasını soğuk suya sokardı
-18 Şubat 1979 yılında sahra çölüne kar yağmıştı
-Köstebek bir gecede 90 metrelik tünel kazabilir
-İnsan yılda en az 1460 rüya Görür
-Bir salyangozun diş sayısı 25 bini bulabilir
-Gecen 3500 yılın, sadece 230 yılı barış içinde yaşanmıştır
-İnekler merdiven çıkabilir ama inemezler.
-Kadınlar erkeklere oranla iki kat fazla göz kırpar.
-insan vücudundaki en güçlü kas dildir
-İngiltere'deki bütün kuğular kraliçenin malıdır
-Baykuş mavi rengi görebilen tek kustur

"Bismillah Her Hayrın Başıdır"

hanımlar size göre arkiler annenizi çağırın:))))

Tarif Emine Beder'e ait. Benim enginarlarım çok iri olmadığından iç malzeme biraz fazla geldi. Bir tane daha enginar olsa tam gelecekti. Bir daha ki sefere bezelyeleri ayrı olarak daha fazla haşlamayı düşünüyorum. Çünkü çok geç pişti. İnşallah bu sene enginarların zamanı geçmeden dondurucuya enginar koymayı başarabilirim :)


Malzemeler:
5 iri boy enginar(temizlenmiş)
1 orta boy soğan
1 orta boy havuç
1 orta boy patates
100 gr bezelye
½ demet dereotu
¾ çay bardağı zeytinyağı
1 tatlı kaşığı un(tepeleme)
½ limon suyu
½ limon suyu(yemeğin içine)
½ çorba kaşığı şeker
Tuz

Yapılışı:
1) Temizlenmiş enginarları ½ limon suyu ilave edilmiş suda bekletelim.
2) Tencereye zeytinyağını alalım. Küp doğranmış soğanı ekleyerek pembeleşene dek kavuralım.
3) Tavla zarı iriliğinde doğranmış havucu ekleyip 1 dk daha kavuralım.
4 Aynı irilikte doğranmış patatesi ekleyerek yarım dk daha kavurmaya devam edelim.
5) Tencereye enginarları, limon suyunu, 2,5 su bardağı sıcak suyu, bezelyeleri ve şekeri de ekleyerek ağır ateşte sebzeler yumuşayana dek pişirelim.
6) Tencereyi ateşten almadan 10 dk önce tuzunu ayarlayalım.
7) Unu, ½ kahve fincanı su ile ezerek ekleyelim.
8) 5 dk sonra tencereyi ateşten alalım.
9) Enginarları delikli kepçe ile tencereden alıp servis tabağına yerleştirelim.
10) Sebzeleri de delikli kepçe ile alıp içine kıyılmış dereotu serperek karıştıralım.
11) Enginarların göbeklerine sebzeleri doldurup tencerede kalan sosu enginarların üzerine gezdirelim. Limon dilimleri ile birlikte soğuk servis yapalım.

Afiyet olsun.
Zor Zamanlar...
Uzun zaman oldu yazmayalı...koşuşturmaktan yazmaya hatta şöyle oturup kendimi dinlemeye vakit bulamadım desem yalan olmaz!
Ne zormuş çalışan anne olmak...çalışmaya başlayana kadar ne de güzel gidiyordu her şey.Kızımla başbaşa geçirdiğim günler ne güzelmiş.Şimdi ise işin içinden çıkamıyorum birtürlü,yetişemiyorum herşeye, ne tam anne ne tam öğretmen olabiliyorum ve alışamadım böyle yaşamaya!!!
Henüz ev ve iş hayatım arasında bir denge tutturamadım ne zormuş çocukla iş hayatı!Ben mi beceremiyorum acaba ya da herkes aynı sorunları yaşıyor mu?merak ediyorum.Her şeyi tam yapmak istiyorum eskisi gibi ama olmuyor,olmuyor.Okul işlerim hep mükemmel olurdu ama şimdi ise yazılılarımı bile yetiştiremiyorum.Hadi okul tam olmadı ev işleri bari tam olsa!! o da olmuyor.Herşeyi yolunda götürmenin çözümünü bulan varsa lütfen yazsın!!!
Alışamadım sabah ayazında biricik kızımın üzerine kapılar kapatıp gitmelere...onun ağlamaklı yalvaran bakışları baktığım her yerde.Bundan sonra hep böyle mi olacak diyorum kendi kendime.Hep günümün yarısından fazlası ayrı mı geçecek biriciğimden.Kızımın her anını görmek istiyorum bütün gün ne yaptı güldü mü ağladı mı hayatta neleri nasıl keşfediyor her anını göremeyecek miyim ?alışamadım böyle yaşamaya....
Tüm bu zorlukların içinde bir de eşimden ayrılık var önümde!!!Aslında en zorum belki de... yazmaya bile elimin değmediği ayrılık...Tam oniki günümüz kaldı beraber geçirebileceğimiz!Asıl onsuzluğa nasıl dayanırım bilmiyorum hiç düşünmek bile istemiyorum.Asker yolu beklemek de varmış kaderimizde...
Zor zamanlar içindeyim,kalbim buruk,gözüm yaşlı...Allahım sen tüm zorda kalanların yardımcısı ol!!!
anan elimde rehin
...Afacan çocuğun doğum günüdür ve annesinden bir kırmızı bisiklet ister.
Annesi de ona bisikleti hak etmediğini ve hazreti
İsa'ya günahlarını itirafettiği bir mektup yazmasını söyler.
Çocuk odasına gider ve başlar yazmaya...
'Mukaddes isa hazretleri, hep yalan söylediğim içinaffedin. Söz veriyorum
bir daha olmayacak. Bugün benim doğum günüm ve
sizden bir kırmızı bisikletistiyorum'.

Çocuk yazmayı bırakır ve sonra mektubu yırtar atar.
Çünkü günahları o
kadarcık değildir. ikinci mektubu yazmaya karar verir.

'Mukaddes İsa hep yalan söylediğim ve annemi dinlemediğim için beni affedin.
Bu bir daha olmayacak. Söz veriyorum. Bu gün benim doğum günüm. Sizden bir kırmızı bisiklet istiyorum.'

Ve bu mektubu da yırtar, çünkü bunlarda işlediği bütün günahlar değildir.
Ve
başlar üçüncü mektuba. Yine olmaz ve afacan çocuk
başka bir yol denemek için annesinden izin alır ve kiliseye gider.

Bunu gören annesi çok sevinir ve yaramaz oğlunun akıllandığını sanar. Küçük çocuk kilisede küçük Meryem Ana heykelinin yanına gider ve sağa
sola baktıktan sonra onu çantasına koyar ve eve götürür.

Evde yine odasına çıkar ve İsa'ya son mektubunu yazar,
'Bana kırmızı bisikleti al. Anan elimde rehin.'

12 Haziran 2008 Perşembe

BLOGLARIM


Yaşasın blogcu düzelmiş. Bir an tüm yazıları kaybettiğimi düşünmeye başlamıştım. Hatta bloggera taşınmaya çalışırken YAP blogunu silip üzerine buraya benzemeye çalışan bir blog yapmak ve bunu fark edip delirmek. Ayy herşeyi eski haline sokana kadar canım çıktı. Artık YAP eski haline döndü ama yorumlar ve anket oyları kayboldu. Zeya blogu ben blogger'ı çözene kadar burada kalacak. Tabi blogcum canım benim izin verirse.
Sizlerle görüşmeyeli ben pek hamarat oldum. Her akşam yalnız başıma bile olsam cici sofralar kurdum yemekler pişirdim.(Yukardaki kırmızı sofrada görünen Uğurböcekli amerikan servisi Denise İtalya'dan getirmiş. Tam benlik bir şey) Yeni denemeler yaptım ve dün akşam evde kekikli grisini bile yaptım. Kendim de inanamadım. Yapılışını anlatayım kendimi yemek blogcuları gibi hissedeyim bir günlüğüne :)
Internette okuduğum ama not almadığım bir tarif üzerinden yola çıktım.Tarifte 200 gr un 150 gr margarin diyordu. Ben sağlıklı olsun diye 1 bardak un 1 yemek kaşığı zeytin yağı ve hamuru sert kıvama getirecek kadar su kullandım. Yaklaşık bir kahve fincanı. Hamur olunca Altınoluk'tan aldığım limonlu kekik'i hamura karıştırdım. Kalem şekiller yapıp fırına koydum. 200 derece fazla geldi 180'de 15 dakika daha iyi olacaktı. Yanmaya 2 kala çıkardım fırından. Tadı süper oldu bütün ev limonlu kekik koktu. Ben de durup durup kendimi takdir ettim.
Vedat bu konuda yine bombasını patlattı. Telefonda ben evde grisini yapıyorum müjdesini verdiğimde İyi bişey mi diye sordu :):):)
Eğer blogcu izin verirse fotoları ekleyip bir günlüğüne tam bir yemek blogu gibi davranacağım.
Yap blogu ile uğraşırken uzun zamandır aldığım notları karıştırırken ve bazılarını deneme amaçlı uygularken harika bir sonbahar geçiriyorum. Keşke hep böyle hissedebilsem...
Hande mi yener Funda mı arar hayır Seray sever. Bu üçüne önce Nejat işler sonra da Ahmet çakar. Bu geyik Celal'i bayar bu geyiye dayanamayan Ferhat göcer yıllar sonra bunlar tarih olur o tarihi de Gönül yazar Mehmet Okur. Bu mesajı 10 kişiye gönderirsen dileklerin kabul olur. Buna da anca Kadir inanır......


TEMİZLİKÇİ
Temizlikçi bir kadın dışardan İlkokul diploması almak için sınava girer. Tabiat bilgisinden sorular ve cevaplar şöyle
-Soru "Mide ne iş yapar?"
-Cevap "Sindirim yapar, yediklerimizi ögütür."
-Soru "Akciğer ne iş yapar?"
-Cevap "Solunum yapar, Bizi yaşatır.
-Soru "Kalp ne iş yapar?
-Cevap "Dolaşım yapar
.-Soru "Beyin ne iş yapar?
-Cevap "Bizim apartmanda kapıcılık yapar...


EVLİLİĞİN GERÇEK YÜZÜ
EVLİĞİN İLK HAFTASINDA:Damat: Ah! Nihayet rüya gerçek oluyor!!
Gelin: Senden ayrılmamı ister misin?
Damat: Hayır! Bu lafı bir daha asla söyleme!
Gelin: Sen.. Bana aşık mısın?
Damat: Taaaabiki.
Gelin: Beni terketmeyi düşünür müsün?
Damat: Tabi ki hayır.
Gelin: Peki bana bir öpücük verir misin?
Damat: Evet hem yüzüne hem gözüne.
Gelin: Peki bana bir gün vuracak mısın?
Damat: Asla! Ben o tür erkeklerden değilim.
Gelin: Sana güvenebilir miyim?
Damat: Evet.
Gelin: AŞKIM.

EVLİLİĞİN YEDİNCİ SENESİNDE:Yukarıdaki konuşmayı bu kez de aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz
A Milli takımımıza EURO 2008'de başarılar dilerim...
sizde onlarla birlikte olun ve onları destekleyin...


fıkra zamanı ----karne----

Baba, ortaokul üçüncü sınıfa giden oğlunun elinde karneyle salona girdiğini görür. "Allah allah, dönem ne çabuk bitmiş..." diye düşünür ve oğluna seslenir: -"Getir bakayım şu karneyi!" -"Al baba..." Adam karneye bir bakar ki, beden eğitimi ve resim dışındaki tüm dersler zayıf. -"Bir dediğini iki etmiyoruz, bilgisayar dedin, bilgisayar aldık, ingilizce kursu dedin ingilizce kursuna gönderdik, gitar kursu, müzik aletleri, ne istersen yapıyoruz. Kız arkadaş uğruna harcadığın çiçek parasının haddi hesabı yok, annen günlerdir yaz tatili için en güzel tatil yerleri ile ilgili araştırma yapıyor, eğlenceli zaman geçirebileceğimiz bir otel arıyor. Ne bu notların hali, rezil şey!" -"Baba... O benim karnem değil ki, senin kitaplarını karıştırıyordum, birinin arasında karnelerinden birini bulmuştum..."
BEN BU SİTEDE ELİMDEN GELENİN HEPSİNİ SİZLER İÇİN YAPMAYA ÇALIŞACAĞIM.

BENİM SİTEMİ SEÇTİĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM.